BOZKIR ARMUTLU KÖYÜ Web sitesine hoşgeldiniz...

Köyümüz

  Köyümüz Hakkında
    Şiir Köşemiz
    Köylülerimizi Tanıyalım
    Gurbetçilerimiz
    Düğünlerimiz
    Şehitlerimiz & Gazilerimiz
    İz Bırakanlar
    Aramızdan Ayrılanlar
    Köyümü Özlüyorum
    Şivelerimiz
    Yayınlarımız
    Dosyalar
    Hikayeler
    SOHBET ODASI
    Linkler
    Yönetimlerimiz
    Muhtar Yönetimi
    Dernek Yönetimi
    Site Yönetimi

Resim Galerisi'nden


Nağmeler

Köyümüzden Haberler

    BAYRAMINIZ BAYRAM OLSUN
 
19.11.2010


 
  Okunma : 866
  Yorum : 2
  Yorum Ekle
 

 

İşte bir bayram daha kapıda. Ne yapıp etmeli bu bayramı bayram gibi yaşamalı diyor gönlüm. Oysa günler öncesinden başlayan şaşaalı alışveriş dağdağası arasında bayram bir yetim çocuk gibi tükeniveriyor vesselam. Hep bir hesap yılgınlığı içinde eller ovuşturuluyor, dizler dövülüyor ve alınlar ovuluyor uzun uzun. Biliyorum hepimizin içinden ta içimizden gamsız, hesapsız bir bayram yaşama arzusu geçiyor.
 
Mesut çocukluk, gençlik zamanlarına mahsus sahici bir bayram için ben köyüme sığınırım hep. Bayram aklıma düşer düşmez Tekke bileni’nden başlayıp bir yüreğe doğru kıvrılan damarlar gibi köyüme uzayıp giden yollar gelir aklıma. Ciğerim taze toprak kokusuyla dolar; bodur ama bir münevver edasıyla kurulan ağaçlardan müteşekkil korular arasından yana yakıla giden mahcup köy otobüsleri canlanır gözümde; kollarını bereketli bir şefkatle açmış ve bana doğru uzatmış aydınlık yüzlü dedeler, nineler ve daha birçok akraba yüzleri çıkıverir karşıma.
 
Köydeki bütün erkeklerin arife günü binbir meşakkatle gabire gittiğini bilirim. Gumpürün suyunda serinler, Sarınçgoyağı'ndan, Sudüşeği'nden selamlayarak mezerliği bayramlarını ölmüşleriyle bölüşürlerdi. Ölmüşlerini en mutlu günlerinde hatırlayarak hırslarına direnmeye çalışıyor gibiydiler. Afrasız tafrasızdı bu ziyaretler. Acıyan yanlarının, sızlayan küslüklerinin ne kadar manasız olduğunu orada daha iyi anlarlardı sanırım. Nasırdan şerha şerha yarılan ellerini, bir hediye gibi Rahmet-i Rahman’a kaldırdıklarında akıllarına kendi ölümleri de düşer miydi bilmem. Zira ölümden bizim kadar korktuğuna şahit olmadım köy bayramlarıyla ruhunu yoğuran dedelerimin, ebelerimin. Şimdi durup bir selam yollasak Olucak’a, Daşbunar’a o bayramlarla ve ölümlerle barışabilir miyiz dersiniz? Kimbilir…
 
Ve sabahlar… İnsanın içine işleyen nezih bir dağ havasının ciğerlerimizi yıkadığı bayram sabahları vardı köyümde. Delikanlı kızlar sabah alacasında Akçişme'den zemzem doldurmak için üşenmeden giyinip kuşanıp yollara düşerdi. İçlerinden taşan bir heyecan ve su başında söken şafak… Herkes bir kulluk bilinciyle namaz için sökün sökün çıkardı evinden. Sanırdınız ki göğe merdivenler kurulmuş ve başları dolgun deneler gibi önlerinde herkes kendi nur yolundan semaya çıkıyor. Acelesiz, ihtimam ve dualarla… Ey Akçişme bir bayram sabahı daha şafak sökmeden ben de varsam tüm saflığımla benim içinde zemzem akar mı oluklarından. Deyiver bahtımın aklığı sahi nerede o gani gönüllü insanlar? Bayramları bütün fakirliklerine rağmen coşkuyla bağırlarına basan köyümün ak yüzlü insanları nerede?
 
Namazdan sonra yemek faslı başlardı. Geniş ve bereketli sofralar kurulurdu. Herkes evinde hazırladığını köyde belli bir eve taşır ve birlikte doyururdu karnını. Dertleşir, söyleşilir ve her sözle şükürlerini biraz daha artırırlardı. Gelene yer açılır ve sadece yer sofrasında küçük bir köşe değil yüreklerde kocaman bir taht tahsis edilirdi. Yüzlerdeki tebessüm her an biraz daha kavileşirdi. Yangalların, Gocaların Abdıramangil’in, Boşnak Mehmet’in, Goca Mevlüt’ün evinde kurulan sofralardan herkes gözü, gönlü ve midesi doymuş olarak kalkardı. Bugün sofralar küçüldüğü için mi büyüyor yalnızlığımız acaba? Neden doymuyor gözümüz, gönlümüz ve tükenmiyor midemizin iştahı? Meded ey köyümün bayram sofraları..!
 
 
Gerisi mi… Yazı, Bokludaş, bakkallar, Ağılın harman ve karış karış her köşesi köyümün bayramı yaşardı. Erbabı bilir kibirsiz insanlardan taşan tebessümlerle çiçek çiçekti her yanı köyümün bayramlarda. Bugün bayramlar bizim yüzümüzden, bizim sonu gelmez tutkularımızla kirlettiğimiz gönlümüzün karalığı yüzünden hırpalandı.
 
         Eski bayramlar için ille de köye dönmeye gerek yok belki. Ancak çocukluk sâfiyetini benzeyen o köylüce ruhu yeniden kazanmak lazım sanırım. Yeniden doğmak lazım anlayacağınız, yeniden doğmak…
 

         Bayramınız bayram olsun sevgili köyüm, bütün ölmüşlerim. Köyümün kayda değen değmeyen bütün insanları bayram olsun bayramınız. En köylü sâfiyetiyle bir bayram temenni ediyorum sizlere. Kollayın köylü yanınızı. Bayramımız bayram olsun nihayet.

 
    YORUM EKLE
* Ad Soyad  
* Yorum  
 
NOT: * işaretli alanların doldurulması zorunludur.
 
    YORUMLAR
  Mehmet OGUTCU 2010-11-14 10:36:10

COK HARIKA BIR YORUM ARMUTLU BU ISTE

 
  Ali Rıza Özaslan 2010-11-09 21:58:01

Bayramımız bayram olsun. Ne gözel anlatmışsınız,bizim oraların bayramlarını. Bayramlar aynı bayram,ya bizler aynımıyız? Paylaşım için şükranlar Toprağımın Gözel İnsanı. Baki Selamlar.

 

Anket

Armutlu Köyü Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğimizin yapmış olduğu faliyetlerden en çok hangisini destekliyorsunuz.
Mesajlı Haberleşme Sistemini
Bayramlaşma Programlarını
Bahar Şenliklerini
Üniversite Öğrencileri Kaynaşma ve Dayanışma Programlarını
Armutlu Köyüne yapılan alt ve üst yapı çalışmalarını
Diğer

Hikayeler


Bir Ayet

" O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. (Mülk,67/2)

Bir Hadis

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Haya ise girdiği şeyi güzelleştirir."

Sohbet Odası

Sohbet odası şu anda boş...  
Copyright © 2007 Armutlu Köyü    // Web Developer: Abdullah ÇAKIR