BOZKIR ARMUTLU KÖYÜ Web sitesine hoşgeldiniz...

Köyümüz

  Köyümüz Hakkında
    Şiir Köşemiz
    Köylülerimizi Tanıyalım
    Gurbetçilerimiz
    Düğünlerimiz
    Şehitlerimiz & Gazilerimiz
    İz Bırakanlar
    Aramızdan Ayrılanlar
    Köyümü Özlüyorum
    Şivelerimiz
    Yayınlarımız
    Dosyalar
    Hikayeler
    SOHBET ODASI
    Linkler
    Yönetimlerimiz
    Muhtar Yönetimi
    Dernek Yönetimi
    Site Yönetimi

Resim Galerisi'nden


Nağmeler

Köyümüzden Haberler

    BİZE VE KÖYÜMÜZE DAİR-2-
 
17.07.2009


 
  Okunma : 1532
  Yorum : 10
  Yorum Ekle
 

Söze bir şekilde başlayınca anlatılmadan biriktirdiğiniz o kadar çok şey olduğunu hayretle fark ediyorsunuz. Hayırlı bir maksat için yazmaktan geri durmamak gerektiğini fark ediyorsunuz. Umarım tüm marifeti samimiyet olan bu satırlar okuyuculara gereken mesajı taşır. Gayret bizden tevfik Allah’tan deyip kaldığımız noktadan söze devam ediyoruz.

 

            1970’li yıllar…   

            İyi şeylerin başlayabilmesi için çoğu zaman bir kıvılcım gerekir. Konya’ya gidip okumamız lazım; ancak öncü bir baba, çocuğunun elinden tutup Konya’ya götürmeli ki arkası gelmeli. Bu da o günün ekonomik ve kültürel şartlarında ciddi bir cesaret gerektiriyordu. İşte ne olduysa ondan sonra oldu.Rahmetli Osman Hoca sanırım ilk cesareti  o gösterdi. Oğlunu Konya’da Bir Kuran Kursu’na yazdırdı. Arkasından Yaşar Gür, Hasan Çakır, Kazım Baş, Refik Acar babaları  ile birlikte aynı kursa kaydoldular. Bir yıl sonra Hüsnü Tuna ve ben de  bu öncü ekibe dahil oldu. Yaklaşık iki yıl süren Kuran Kursu eğitiminde sonra ne olacağı konusunda da bir fikrimiz yoktu. Bir kıvılcım, bir öncü daha gerekliydi bu noktada. Çok beklemedik.

 

Bir gün Arif Ünal, Dorla’lı Mehmet Ali Çetin’le İmam Hatip Okulu’na kaydolmak için kurstan kaçtı. Arkasından bizler, aynı maksat için kurstan kaçarak İmam Hatip Okuluna kaydolduk. Bu arada Avukat Ahmet Özer, Mehmet Çakır Konya’da, Ali İhsan Demirel ve sonradan okulu bırakan Ramazan Çimenoğlu, Mustafa ve Musa Karakaya, Ramazan İşler,Abdurrahman Kurt  ve adını hatırlamadığım bazı köylülerimiz  de Hadim de okumaya başladı. Daha sonra Ali İhsan Demirel’de Konya’ya geldi. Kimimiz yurtta,kimimiz evde bazılarımızda birkaç arkadaş birlikte ev tutarak okumaya başladık.

 

Ancak asıl sıkıntı o zaman başladı.Neden mi? Yiyecek ve yakacağımız köyden gelir.Gün olur ekmek gelmez ,gün olur odun gelmez. Özellikle Ali İhsan Bütüner, Hüsnü Tuna, Süleyman Erdoğan ve Refik Acar aynı evde kalıyorlar. Mengene ve Uluırmak’ta Dede’nin evinde… Kaldıkları ev dile gelebilse de ne sıkıntılar çektiklerini bir anlatsa. O günler için emin olun rahatlıkla bir roman yazılır. Bunlardan birini anlatarak yorumu size bırakmak istiyorum.

 

 Bir gün Refik Acar fena halde hastalandı. Ali İhsan Bütüner Konya’da çok iyi tanınan, rahmetli olan bir doktora götürüyor arkadaşımızı. O tarihlerde adını anmak istemediğim bu meşhur doktor okulumuzun doktoru olarak görev yapıyordu. ‘-Sende bir şey yok!’ deyip arkadaşımızı eve geri göndermişti. Refik arkadaşımız -Allah korudu- ölmek üzere. Evde duramayınca yeniden hastaneye götürmek gerekiyor. Şimdi ki gibi araba yok. Bir at arabasında Devlet Hastanesine götürülüyor. Refik kardeşimizin ciğerleri bakımsızlıktan gitmiş; garibim verem olmuş.Hemen Verem Hastanesine (Şimdiki Tıp Fakültesine) yatırdılar tam 3 ay yattıktan sonra iyileşti. Ama bir yılına mal oldu. O yıl devamsızlıktan sınıfta kalmıştı.

 

Geleceğin temelleri o evlerde atıldı diyebilirim. Arif Ünal günde 4 saat ders çalışırsa bunun en az 3 saati Almanca dersi olurdu. Almanca Öğretmeni onun yazılı kağıdını okumadan 10 diye notunu verir sonra kağıdını okurdu. O yıllarda notlar 10’luk sistemdi. Şimdi o asker değil. Alman Dili ve Edebiyatı Profesörü. Herkes bir şeylerle uğraşırken Hüsnü Tuna sessizce bir köşeye çekilmiş ders çalışırdı. Tabi ki o da hakkını aldı. Ama herkes az ya da çok çalışıyordu. İki yıl sonra Ali İhsan Bütüner arkadaşımız polis olan abisinin yanına İskenderun’a gitti. Ahmet Özer evde kaldığı için onunla birlikteliğimiz lise yıllarında başladı. Bu arada Yaşar Gür’ü unutmayalım.O tek başına bir evde kalıyordu; Konuk Sokak’ta…

 

Lise yıllarında arkadaşlığımız daha da ilerledi ve yarıyıl tatilinde köyde adeta kendi ölçeğimizde bir devrim yaptık. Köyde birer yıl arayla Moskof Sehpası ve Zamane Çocuğu adında  piyesler oynadık. Kısıtlı imkanlarla 15 günlük tatilde yaptığımız bu oyunların bitiminde dakikalarca ayakta alkışlandık. Ertesi gün Süleyman Bütüner amcamızın söylediği şu söz hala aklımda: ‘-Bu gece hep rüyama girdiniz. Allah sizden razı olsun.’ Aslında bu köyümüz için büyük bir devrimdi. Hatta oyun aralarında yaptığımız parodilerin birisinde beni ameliyat ediyorlardı da çocuğun birisi amcayı kestiler.. diye bağırmıştı. Neydi o günler? İkinci yıl piyes bittikten sonra özellikle Ali İhsan Bütüner arkadaşımızın teklifiyle okulumuzda bir kütüphane açmaya karar verdik. Köyde kitap toplama kampanyası başlatarak yüzlerce kitabı okul kütüphanesine bağışlamıştık. Camiler zaten bize ait idi.Özellikle kandillerde okuduğumuz mevlitlerde gönüllerde taht kurmuştuk. Bizi gören köylülerimizin  birçoğu  çocuklarını okutmaya karar vermişti. Eskiden köyümüzde sadece ‘İmamlar sülalesinden olanlar okur, diğerleri okumaz’ diye bir inanç vardı, çok şükür o kırıldı. Şu an imamlar sülalesinden olmayıp doktor, avukat, öğretmen olan onlarca köylümüz var. İmamlar sülalesi dahil,hepsiyle gurur duyuyoruz.

 

            Evet neydi o günler, işte o günlerde  arkadaşlığımızın temelini daha da ilerlettik.Önce haftada bir daha sonra ayda bir her ayın ilk cumartesi günü bir evde toplanmak üzere karar aldık. Bu toplantıların yıllarca süreceğini nereden bilebilirdik ki? 1974 yıllarında başlayan toplantılarımız halen aynı heyecanla devam etmekte. Bu toplantının çekirdeğini oluşturan arkadaşlar şunlar

            1-Yaşar Gür

            2-Ahmet Özer

            3-Ali İhsan Bütüner

            4-Arif Ünal

            5-Osman İşler

            7-Mustafa Tuna

            8-Ziya Uğural(Cicek’li)

            8-Ramazan Çimenoğlu

            9-Refik Acar

          10-Hüsnü Tuna

          11-Mevlüt Özer

          12-Mustafa Bütüner

          13-Kemal Özer

          14-Rahmetli Adnan Bütüner

 

            Daha sonra Ramazan Çimenoğlu’nun  yurt dışına gitmesi, Mevlüt Özer’in Konya dışında görev alması nedeniyle toplantılara sadece yaz tatillerinde gelmektedirler. Sonraki yıllarda Ezel Çimenoğlu, Ali Özer ve Nedim Çimen ve Nurettin Bütüner de aramıza katıldı.

 

            Biz şikayet etmek yerine gelecek için tüm gücümüzle çabaladık ve güzel günlere inancımızı yitirmedik. Mızmızlığın en kötü ahlak olduğuna inandık. Başardığımız ve kazandığımız çoğu şeyi birlikte olmanın bereketine yorduk. Birlikte olmaktan vazgeçmedik. Bugün sıkıntılar çehrelerini değiştirmiş olabilir belki. Ancak bugünün gençleri de içine düştükleri şu yalnızlık ve inançsızlık batağından kurtulursa en azından bir hedefleri olur diye düşünüyorum. Hedefe az ya da çok yaklaşmaları ise gayretleri ve Hakk’ın takdiri kadar mümkün olacaktır elbette. Bu da sınavın gereği değil mi zaten. Vesselam…

                                                                                                       OSMAN İŞLER

 

 
    YORUM EKLE
* Ad Soyad  
* Yorum  
 
NOT: * işaretli alanların doldurulması zorunludur.
 
    YORUMLAR
  N.O. 2009-07-25 08:40:21

CANIM ARKADAŞLARIM BİR YANLIŞ ANLAMA NETİCESİNDE SÜLALERİ KARIŞTIRDIK BENCE ŞAHISLARIN İYİ NİYETLİ OLMASI YETERLİDİR. HABİLLE KABİL KİMİN SÜLALESİ NUH ALEYHİSSELAMİN ÇOCUKLARI, YUSUF ALEYHİSSELAMİN KARDEŞLERİ, PEYGAMBER EFENDİMİZİN AMCASI HELE KENDİ ÇOCUKLARIMIZ KİMİN SÜLALESİ ŞÖYLE BİR DÜŞÜNELİM HERKEZE SELAM SAYGILAR

 
  Teşekkür borcu 2009-07-24 23:47:35

Değerli refık haca ben kimseye kırgınlık ve alınkanlık maksadıyla yazmadım akrabalarımın ne zor şartlar altında savaş yılları kıtlık yıllarında herşeye katlanıp tahsillerine devam eden bu amcalarımın o temiz düşüncelerini yad edmemiz lazım iken dışardan gelen bir kadroya bile kabüllenmeleri çok zor oldu denmek biraz zülfü yare dokundu dikkatli olmamız gerekir demek istedim teşekkür ederim zaten sizlerin unutmıyacağınız umuduyla selalar.

 
  Refik ACAR 2009-07-24 20:28:13

Değerli İsmet Amcama: Şahsınızın; Bizim Dönem arkadaşların ve akrabaların hiçbiri tarafından unutulmadığını, unutulamayacağını bilmenizi isterim. Şahsen ben geçmişi yad ederken sizin adınızı anmadan geçtiğim vaki değildir. Kaldı ki hiç bir arkadaşımızın da benden farklı düşündüğünü sanmıyorum. Öyleyse bu alınganlık niye? Osman Hocanın da sizin anladığınız manada bir düşünceyle o satırları yazdığını düşünmüyorum. Büyükler her zaman hoşgörülü olmalı değil mi? değerli amcam Allah rızası için bu kırgınlıkları ortadan kaldıralım. Saygı ve hürmetlerimle.

 
  güzel ve temiz lütfen 2009-07-22 23:12:55

Hayra vesile olması umuduyla yazılmaış satırların tuhaf bir polemiğe dönüşmesini yadırgadım doğrusu. bugün kimse imamlar ve diğerleri tartışması başlatmak niyetinde değil sanırım. O günlerin birebir şahidi olmayan tarafsız biri olarak yazıda imamlar sülalesine olumsuz bir yaklaşım görmedim. Hatta ihmal edilmemiş bir teşekkür var. Bu teşekkürü görmezden gelip çiğ uykulardan ham sabahlara uyanmamak gerekir bana göre. Ya hayır söylemek ya da susmak gerekir sevgili büyüklerim. Güzel ve temiz konuşalım.

 
  İsmet HOca İmamların ta kendisi 2009-07-21 23:07:20

Aslını kesen(bğenmiyen anlamı ) haram zade diye bir ata sözü var öğretmenler imamlar üzerine yorum yaparken sanki imamlar başkalarının okumasını kıskanmışlar bizden gayri kimse bu ilmi öğrenmesinler diye bir sablantıları var imiş gibi adata bizim arif ve osmanın anlayışlarına hayret ettim öyle olsaydı köyde ilk kuran okuma yasaklığı kakar kalkmaz ilk talebeyi hafız osman topladı köyde 26 talabe ilk defa ondakurana başladı ikinci salih haca mulllaların odasında armutludan hamzalardan sarı oğlandan 35 talebeyle başladı kamil hacanın okuttuğu talabenin haddi hesabi yok hamen hemen bel ören bölgesinin çoğunu okuttu ismet hocanın okuttukları sayesinde sizinle beraber konyaya okumıya ve okutmıya gelen o değilmiş gibi gecmişi bilmiyorsanız bilmediğinizi bari başkalarına yanlış bilgiller vermenizin neye mal olacağını bile hesap edememenin aczi içerisindesiniz böyle imamlar üzerinden yorum yapıp bilgi taslamanız asla yakışmadı imamlar böyle kendinden kopan acız kişilerin yorumlarına bu bir bilgi imiş gibi bir şeyler söyleyelimde ses geterelim düşüncesinde olanlara hic ihtiyacı yok arz ederim.

 
  Refik Acar 2009-07-21 21:46:37

Osman Hocaya eline sağlık diyelim. "Köylülerden" Rumuzlu kardeşimiz biraz alınganlık göstermiş benim anladığım. Bakın sizin yorumunuzu da hiç gocunmadan yayınlamışlar. Onun için derim ki "ayrılık gayrılık olmasın aramızda" Gelin bir olalım beraber olalım hep birlikte daha güzel günlere dileğimle. Saygı ve selamlar tüm hemşerilerime ve tüm emeği geçenlere vesselam.

 
  arif ünal 2009-07-21 12:20:16

Burada anlatılan şeylerin birçoğunu yaşamış biri olarak fazla bir yorum yapmak istemiyorum. Bize o günleri tekrar hatırlattığı için de Osman'a çok teşekkür ederim. Osman'ın bu yazısında en çok dikkat çeken nokta, o yıllarda yerleşmiş olan "imamlar sülalesinden başka Armutlu Köyünden kimsenin okumadığı" şeklindeki yanlış anlayış olmuş. Bununla ilgili bir olay, bu yanlış anlayışın o yıllarda çok yaygın olduğunu göstermektedir. 1967 yılına kadar köyümüzde bulunan üç caminin imamlığı devamlı rahmetli hacı emmim (Hacı Kâmil Hoca), Osman Hoca (Erdoğan), rahmetli babam Salih Hoca, Hafız Osman (Ünal) Hoca, İsmet Hoca, Halil Hoca gibi hep imamlar sülalesinden hocalar tarafından deruhte edilmiştir. 1967 yılında ilk defa köyümüze dışarıdan kadrolu bir imam, Hasan Hoca, atandı. Bu durumu hacı emmim, babam, osman emmim, -en azından benim bildiklerim bunlar- gibi eski hocalar çok zor kabullenmişlerdir.Hasan Hoca bu olayın canlı şahididir. Hatta bizleri bile babalarımız, kendi yerlerin doldurur ümidiyle Kuran kursuna ve imam hatibe göndermişlerdir. Ben şahsen bu olaya şu sülale, bu sülaleden diye bakmıyorum. Bizim için burada en küçük üst kimlik armutlulu olmalıdır.

 
  nazım başar 2009-07-21 11:02:58

hocam, okul yıllarınızdaki anılarınızı bizimle paylaştığınız için size teşekkür ederim. yazınızda ilgimi çekende, eski yıllarda ''İmamlar sülalesinden olanlar okur, diğerleri okumaz'' inancın olması olmuştur. o yıllardaki insanların, Cenabi Allah(c.c.)'ın ''ilmi isteyene veririm'' ayeti kerimesini bilmiş olsalardı eğer, kesinlikle o kibirli düşünceler oluşmazdı...yazınızın son paragrafındaki yorumunuza da aynen katılıyorum, ellerinize sağlık hocam...

 
  köylülerden 2009-07-18 23:26:45

değerli site yönetimi yorumları yazıları bazı kişilerin insiyatifine bırakarak başkalarının yorumuna tahammülü olmıyan birsite armutlu köyü sitesi olmaktan çıkmiş olmuyormu ozaman ferdileşmiş bir siteye armutlu köyü sitesi demiyelim daha doğru olur falanın filanın sitesi deyinde adı belli olsun selamlar iyi siteleşmeler

 
  ERHAN ÇELİK 2009-07-17 23:32:00

HOCAM YİNE DUYGULARA TERCÜMAN OLMAYI ve DEĞERLİ HATIRALARINIZI EN GÜZEL ŞEKİLDE YORUMLAMAYI BAŞARMISSINIZ. REFİK HOCAM İLE İLGİLİ ANLATTIKLARINIZ BİLERİ DUYGULANDIRIRKEN, İMAMLAR SÜLALESİ İÇİN OLUŞAN İNTİBA TEBESSÜM ETTİRDİ. UMUDUM ODURKİ ÜLKEMİZ ve KÖYÜMÜZ İÇİN YAPTIKLARINIZI YAŞITLARIM ve SİZDEN SONRA GELECEK OLANLARDA AYNI KARARLILIKLA DEVAM ETTİRİRLER.

 

Anket

Armutlu Köyü Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğimizin yapmış olduğu faliyetlerden en çok hangisini destekliyorsunuz.
Mesajlı Haberleşme Sistemini
Bayramlaşma Programlarını
Bahar Şenliklerini
Üniversite Öğrencileri Kaynaşma ve Dayanışma Programlarını
Armutlu Köyüne yapılan alt ve üst yapı çalışmalarını
Diğer

Hikayeler


Bir Ayet

" O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. (Mülk,67/2)

Bir Hadis

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Haya ise girdiği şeyi güzelleştirir."

Sohbet Odası

Sohbet odası şu anda boş...  
Copyright © 2007 Armutlu Köyü    // Web Developer: Abdullah ÇAKIR